9 Ağustos 2015 Pazar

Çetniklerin Örtülü Destekçisi, Yugoslavya Başbakanı: Milan Paniç

Sırp terörünün gizli destekçilerinden biri de iç savaşın çıkmasından sonra Yugoslavya Federasyonu'nun başına getirilen Sırp asıllı Amerikan vatandaşı Başbakan Milan Paniç oldu.

Milan Paniç 
Paniç, Müslümanlara yapılan zulmü destekleyen kimi lobilerin çizgisinde hareket ediyordu. Sırplara zaman kazandırma politikasının da uygulayıcısıydı. Sık sık "Katliamı durdurmak elimizde değil, zaman gerek" gibi gerçek dışı bir bahaneyi tekrarlayan Paniç'in bu bahanesi,  Sırp vahşetinin en önemli desteklerinden biri oldu.
Bunun yanında, Paniç'in eskiden beri radikal Sırp hareketleriyle devam eden yakın bir iş birliği vardı:
"Eczacılık üzerine çalışmak için komünist Yugoslavya'dan ayrılıp Kaliforniya'ya yerleşen Paniç, daha sonra Sırbistan'da yatırımlar yaptı. Ayrıca Bosna-Hersek ve Hırvatistan'daki aşırı Sırp milliyetçilerle bağlantıları vardı." (The Economist, 18 Temmuz 1992)
Paniç, görevde kaldığı süre boyunca da, elinden geldiğince Sırp vahşetini gizlemeye çalıştı:
"Kamp bulana 5 bin dolar! Yugoslavya Başbakanı Milan Paniç, Sırbistan denetimi altındaki toplama kamplarında soykırım yapıldığı iddialarını yalanlayarak, Sırbistan'da tek bir toplama kampı bulan gazeteciye 5 bin dolar vereceğini söyledi." (Hürriyet, 7 Ağustos 1992)
Paniç'in, Bosna vahşetinin uygulayıcısının Sırp hükümeti değil "bir avuç başıbozuk serseri" olduğu şeklindeki yalanları da kimi kollamaya çalıştığının bir diğer göstergesiydi:
"Paniç'ten komik bahane… Yugoslavya Başbakanı Milan Paniç, Bosna-Hersek'te savaşın sürmesinin sorumluluğunu 1.200 çeteciye yıktı. Paniç, Madrid'de İspanya Başbakanı Felipe Gonzales'le yaptığı görüşmeden sonra düzenlediği basın toplantısında, '1.200 sokak serserisi, kelimenin gerçek anlamıyla çeteciler var. Kimseyi dinlemiyorlar' dedi. Yugoslav ordusu üzerinde tam olarak kontrol kurduğunu savunan Paniç, tüm sorumluluğun Devlet Başkanı Miloseviç'te değil, kendisinde olduğunu da öne sürdü." (Milliyet, 29 Temmuz 1992)
Paniç'in içi boş yalanlara dayanan başka tezleri de vardı. Buna göre, bölgede yaşanan olaylar yalnızca Sırpların suçu değil, savaşan herkesin suçlu idi. Hatta Paniç'e göre Sırplar aslında barış istiyordu. Paniç'in en büyük yalanı ise, "savaşçı" tarafın Boşnak Müslümanlar olduğunu öne sürmesiydi. Bazı Batı ülkeleri de –Paniç ve yandaşlarının telkinlerinin etkisi altında kalarak- Bosna Savaşı boyunca benzer bir yanılgıya kapılmış, bu büyük vahşeti iki toplum arasında yaşanan bir iç savaş gibi göstermeye çalışmışlardı. Oysa bu büyük bir yalandan başka bir şey değildi. Bosna'da yaşanan, iki etnik köken arasındaki bir çatışma değil, Sırpların Müslümanları ırkçı ve saldırgan bir zihniyetle toptan yok etmek için yürüttükleri bir operasyondu "Bosna-Hersek Devlet Başkanı Aliya İzzetbegoviç'le görüşen Paniç, çatışmalara son verilmesi için barış görüşmeleri yapılması önerisinde bulunarak, Sırp tarafının çatışmalara son vermeye hazır olduğunu belirtti. Paniç, Bosna liderinin, burada yaşayan Sırpların, insan hakları ve vatandaşlık haklarının tanınacağı konusunda kendisine güven verdiğini, çatışan üç tarafın da hatalı olduğunu kabul etmek gerektiğini belirterek, 'İnsanları öldürüyorlarsa, bu katilliktir. Kimin, ne kadar öldürdüğü ise önemli değil' dedi. "(Milliyet, 21 Temmuz 1992)
"Bosna-Hersek Devlet Başkanı İzzetbegoviç ile yaklaşık üç saat süren görüşmeden sonra bir açıklama yapan Paniç, dört aydır süren savaşı sona erdirmek için Bosna-Hersek'in Sırp, Hırvat ve Müslüman liderleri arasında barış görüşmelerine acilen başlamasını önerdiğini bildirdi. İzzetbegoviç'e yanıt vermesi için çok kısa bir süre tanıdığını bildiren Paniç, İzzetbegoviç'le anlaşamazlarsa, dünyanın hangi tarafın savaşı sürdürmek istediğini öğreneceğini söyledi." (Cumhuriyet, 20 Temmuz 1992)
Bütün bunların yanında, Bosna-Hersekli yetkililerin belirttiğine göre, Sırplar Paniç'in yönetimindeki Yugoslav Federal Ordusu'nun silahlarını kullanıyorlardı:
Miloseviç'in yerine geçen Milan Paniç, aslında Miloseviç'in en önemli yardımcılarından biri idi.

"Bosna-Hersek'in genç Cumhurbaşkanı Yardımcısı Eyüp Ganiç: Sırplar Yugoslav ordusunun silahlarını kullanıyor." (Milliyet, 29 Temmuz 1992)
Yugoslav ordusunun Sırplara yaptığı yardım, BM Genel Kurulu'nun toplantısında da gündeme geldi. Paniç ise bu toplantıda da aynı taktiği izleyerek, uygulanan katliamdan dolayı kesinlikle Bosnalı Sırpları desteklemediklerini söyledi:
"Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda, oylamadan önce söz alan Yugoslavya Başbakanı Milan Paniç, Belgrad hükümetinin Müslüman Bosnalılara uyguladığı 'etnik temizlik' eylemlerini inkar ederek, 'Bu korkunç ve asla kabul edilemez bir olaydır. Savaşı Yugoslav askerleri değil, hükümetinin emrini dinlemeyen başıbozuk militanlar sürdürüyor. Tüm Yugoslav askerleri Bosna'dan çekildi. Biz harp değil, barış istiyoruz. Burada resmen BM'ye üyelik başvurumuzu yapıyorum' dedi."
Bosna Cumhurbaşkanı İzzetbegoviç'in verdiği cevap ise Paniç'in öne sürdüğü iddiaların ne derece gerçek olduğunu ortaya koyuyordu:
"...Yugoslavların üyelikten çıkarıldığı toplantıda Bosna-Hersek temsilcisi İzzetbegoviç: 'Her gün Yugoslav uçakları Bosna üzerinde uçuyor, yeni birlikler üzerimize sürülüyor ' diyerek Paniç'i yalanladı." (Hürriyet, 24 Eylül 1992)
Sırbistan'daki muhalefet lideri Draskoviç, Paniç'i "Miloseviç'in kuklası" olarak nitelendiriyordu:
"Sırbistan'da olaylar başlayınca Miloseviç'e sadık kişiler Paniç'i ülkenin kurtarıcısı olarak Yugoslavya'ya getirdiler. Vuk Draskoviç, Paniç'i Miloseviç'in kuklası olarak tanımlıyor. Acaba aralarındaki bu yarış gerçek mi yoksa bir senaryo mu?" (L'Evenement du Jeudi, 10-16 Eylül 1992)
1993 başında, Paniç'in de görevine son verildi. Unutmamak gerek ki, daha önce, sözde barışın oluşması için çalışan Paniç, senaryonun bir parçası olarak, görünüşte rakibi, gerçekte "biraderi" olan Miloseviç tarafından Yugoslavya Başbakanlığı'ndan indirildi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder